Anasayfa HABERLER 12 Eylül referandumu ile ilgili basın açıklaması yaptık
12 Eylül referandumu ile ilgili basın açıklaması yaptık PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 06 Eylül 2010 09:35
BASINA VE KAMUOYUNA
ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİNE HAYIR DİYORUZ
DEMOKRATİK MEŞRUİYET, TEK PARTİ İRADESİ İLE SAĞLANAMAZ
Anayasa değişikliği paketini oylamak için sandığa gideceğimiz günler çok yaklaştı. Mevcut Anayasa'nın bir olağanüstü dönemin ürünü oluşu gerekçe gösterilerek, demokratik meşruiyeti sağlamak amacı ile değişiklik paketinin hazırlandığı ifade edilmektedir. Bu değişikliklerin bizi 12 Eylül 1980 döneminin karanlığından kurtaracağı iddia edilmektedir. Ancak, Anayasa değişikliği hazırlanırken izlenen yöntem, süreç, teklifinin içeriği  belirtilen hedefle bağdaşmamaktadır. 
Öncelikle, yurttaşların adil bir biçimde ve özgür iradeleri ile TBMM'de temsilini engelleyen seçim sistemi ve milletvekili adaylarının belirlenmesi ile ilgili çarpık düzenin değiştirilmesi, yasama organının oluşturulması ve sonrasında  uzlaşma sağlanarak, demokratik kitle örgütlerinin katkıları da alınarak yeni bir anayasa yapılması gerekir iken bu yapılmamıştır. Bunun yerine,  iradelerini, peşin imzalarla kendilerinin seçilmesini sağlayan liderlerine teslim etmiş milletvekillerince; nerelerde ve ne şekilde hazırlandığı konusunda ciddi kaygılar bulunan değişiklik teklifi, sorgulanmaksızın, tüm eleştirilere kulak tıkanarak onaylanmış, sonrasında topluma dayatılarak, toplumda kamplaşma ve ayrışmaya yol açılmıştır.
Bugün sürekli eleştirdiğimiz 12 Eylül 1982 Anayasası da,aynı yöntemlerle hazırlanmış ve yürürlüğe girmişti.12 Eylül 1980 döneminin antidemokratik uygulamaları, bugün de  yinelenmektedir. Yapılan değişikliğin 12 Eylül karanlığını ortadan kaldırmayacağı, daha ağır bir baskı dönemine neden olacağı yolundaki eleştiriler, ağır tehditlerle bastırılmaya çalışılmaktadır.  Ancak, bu çabalar boşunadır. Halkımız gerçeği görecektir. 12 Eylül 1982 Anayasası'na “evet” oyu verenlerin bu yasayı değiştirmelerinin olanaksız olduğu yaşadıklarımızla kanıtlanmış bir gerçektir. Değişiklik, halkın sorunlarını çözmek için değil, iktidarların önündeki engelleri aşmak için yapılmaktadır.  
Referanduma sunulacak Yasa metninin içeriği ve son zamanlarda gündemde önemli yer tutan bir kitapta anlatılanlar dikkatle analiz edildiğinde, bu Anayasa değişikliği teklifinin, toplumun gittikçe büyüyen ve kangrenleşen sorunlarını çözmekten uzak olduğu, tam tersine örgütlenme özgürlüğü, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı gibi en temel insan hakları bakımından 12 Eylül Anayasasından dahi daha geri hükümler taşıdığı, yargıyı ise tamamen siyasi iktidarların yedeğine alma amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır.       
Bu nedenle, kamu oyunda, Anayasa teklifinin toplumun temel ihtiyaçlarından değil, dış güçler ile işbirlikçilerin ve bir cemaatin karşılaştığı güçlüklerin aşılması, ülkenin tüm tersanelerine, ormanlarına, madenlerine, arazilerine, önemli tesislerine ve kurumlarına hakim olunması, başkanlık rejimi ve federatif yapıya geçişin sağlanması arzusundan doğduğu kanısı son derece yaygındır.      
Sözkonusu Anayasa değişikliği ile tüketicilerin, emekçilerin, işsizlerin, öğrencilerin, yoksul ve dar gelirli kesimlerin, kırsal kesimde yaşayanların, küçük esnafın, kısaca toplumun büyük bir çoğunluğunun yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm getirilmediği gibi, kısmi de olsa var olan kamu yararı anlayışının tamamen ortadan kaldırılması hedeflenerek hak arama yolları engellenmek istenmektedir.
Bugün bazı çevrelerce "yetmez ama evet" kampanyaları yürütülmektedir.  Oysa bu teklif ile ağır bir darbe alacağı anlaşılan yargı bağımsızlığı,  vatandaşın haklarının korunmasının ve adil yargılanmasının teminatıdır. Tek başına yargının dönüştürülerek yürütme erkinin güdümüne verilmesi, mevcut Anayasa'da yer alan tüm haklar yanında, değişiklik teklifinin olumlu gösterilen düzenlemelerinin de  hiçbir anlamı ve güvencesinin olmaması, tüm hakların sadece içi boş birer vaat haline dönüşmesi sonucunu doğuracaktır. Mevcut hakların kullanılması ise; siyasi iktidarların inisiyatifinde, ancak onların izin verdiği ölçüde ve onların izin verdiği kişilerce kullanılabilecektir. Nitekim, bu çalışmanın sadece bir kapı aralamak amaçlı olduğu, asıl değişikliğin daha sonra yapılacağı söylenmektedir. Anayasa Mahkemesi'nce verilen bir karar da dikkate alındığında, bu açıklamaların, aralanan kapının sistemi dönüştürme emellerinin önünde kilit pozisyonunda olan Yargının bu işlevine son verilmesi; kilidin kırılarak kapının aralanması, ardından da, Cumhuriyet dışı sistemlere ve dini esaslı, federatif bölünmüş bir Türkiye'ye geçişi hedeflediği endişemizi arttırmaktadır.   
Yaşadığımız bu tarihi süreçte, demokratik kitle örgütleri olarak bizler, üzerimize düşen toplumu bilgilendirme görevimizi  yerine getirmek amacıyla bu düşüncelerimizi kamuoyu ile bir kez daha paylaşıyor; demokrasiye ve hukuk devleti ilkesine ağır darbe vuracağına; ayrışmaya, bölünmeye, hak kayıplarına, eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açacağına  inandığımız  bu teklife “hayır” demenin bir görev olduğunu anımsatıyoruz.
  • Atatürkçü Düşünce Derneği
  • Cumhuriyet Okurları (CUMOK)
  • Bilim Ve Ütopya Kooperatifi
  • Türkiye Ormancılar Derneği
  • TOBAV
  • Ankara Kız Lisesi Mezunları Derneği
  • Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED)
  • Cumhuriyet Kadınları Derneği
  • Tüketici Hakları Derneği (THD)
  • Türk Hukuk Kurumu
  • Türkiye Gençlik Birliği (TGB)
  • Engelliler Konfederasyonu
  • Birleşik Kamu-İş
  • Tüm Öğretim Üyeleri Derneği(TÜMÖD)